28 Nisan 2014 Pazartesi

iki yıl aradan sonra tekrardan merhaba,

Değerli okurlarım 2 yıl aradan sonra bu sayfamdan size tekrar merhaba demek istiyorum umarım hepiniz afiyettesinizdir,

Budapeştede yaşıyan ve bu şehri çok seven biri olarak ,hem güzel Budapeşteye yakışır hemde siz değerli dostların beğeniceğini umduğum bu blogu 2012 yılındahazırlamaya başlamıştım

,
Siz değerli dostlara ne bir klasik gezi rehberi nede 2-3 gün Turist şeklinde gelip sağı solu resimleyim 2 satır yazı yazmak ile yalap şalap hazırlanmış bir blogdan çok yaşıyan hareket eden canlı ve sanatın akıp gittiği Budapeşteyi yazıp paylaşmak istedim değerli dostlarım bu blog genişliyecek ve büyüyecek bu benim Budapeşte konusunda yazdığım 2.blog yani kalfalık dönemi diyelim buna,hatalar olursa affola elbette daha iyisini yapmak için elimden geleni yapacağım,

Bu arada Erasmus için 2011-2012 senesinde burda bulunan ve yazdığı güzel ve yazı ve anlatım ile gönülleri feth eden Gökçe Sönmez kardeşimin hakkını yemek istemiyorum güzel işler yaptı ve altına kalıcı imzasını attı ama diğer yapılanların hepsi bana göre son derece başarısız,


Budapeştede 1 hafta kalma imkanınız var ise görülmesi gereken yerler konusunda bağzı tavsiyelerim olucak,


1. Zincirli köplü ve széchenyi meydanı (lánchíd ve széchenyi istván tér eski adı: roosevelt tér)

2. Elizabet köprüsü ve 15 mart meydanı (erzsébet híd ve március 15. tér)
3. Margit adası (margit-sziget)
4. Buda kalesi ve kraliyet sarayı (budai vár ve királyi palota)
5. Balıkçı burcu (halászbástya)
6. Matyaş kilisesi (mátyás templom)
7. Arnavut abdurrahman abdi paşa'nın mezarı
8. Parlamento (országház)
9. Tuna nehri kısyısndaki yahudi ayakkabıları anıtı (cipok a duna-parton)
10. Bazilika ve deak meydanı (szent istván-bazilika ve deák ferenc tér)
11. Vaci caddesi (vaci utca –vatsi utsa okunur- alışveriş caddesi)
12. Café gerbeaud (turistik pahalı bir cafe) 
13. Gül baba türbesi (rózsadomb)
14. Vajdahunyad kalesi (vajdahunyadi vár)
15. Széchenyi hamamı (széchenyi gyógyfürdo)
16. Kahramanlar meydanı (hosök tere)
17. New york café (turistik pahalı bir cafe)
18. Sinagog (dohány utcai zsinagóga)
19. Gellert tepesi (gellért-hegy)
20. Macar devlet operası (magyar állami operaház)
21. Terör evi müzesi (terror háza múzeum)
22. Macar ulusal müzesi (magyar nemzeti múzeum)
23. Sanat galerisi (mucsarnok)
24. Uygulamalı sanatlar müzesi (iparmuvészeti múzeum)
25. Güzel sanatlar müzesi -(szépmuvészeti múzeum)
26. Ludwig müzesi/çağdaş sanatlar müzesi (ludwig múzeum/kortárs muvészeti múzeum)
27. Macar ziraat müzesi (magyar mezogazdasági múzeum)

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Akşamları Bir başka güzel olur Budapeşte

2008 Budapeşte

Budapeşte ve benden resimler

17 Ağustos 2012 Cuma

BUDAPEŞTE TURUNA GİRİŞ

Ununu eleyip eleğini asmıştır, Budapeşte ama emekli olmamıştır canlı ve dipdiri bir hayat sunar size diğer uyuz Avrupa şehirlerinin aksine… Heybesinde, Avrupa da vardır, Osmanlı da ;Osmanlı kısmı biz Türklerin derin ilgisini çekmektedir, Balkanlar da vardır, Bolşevikler de …

Bu bolşevik kısmı aslında benim canımı en çok sıkan tarafı arkadaşlar Macarlı kardeşlerimiz bu Rusların ve koministlerin zulmunden öylesine çekmişleriki bunu başka bir blogda Terör Müzesi başlığı altında yazmıştım,

http://tariktekes.blogspot.hu/2012/06/teror-muzesi.html

Hem baroktur, hem neo klasik, hem de modern…

Çok görmüş, çok geçirmiştir, açık ara en güzel şehridir orta Avrupa’nın Budapeşte…Hatta kimine göre tüm Avrupa'nın...Bende tamamıyla aynı fikirdeyim lakin bu sebeptendirki 2.versiyonu hazırlamaya başladım,

Köprüleri, Kiliseleri, Türbeleri, Kaleleri, Meydanları, Türk Hamamları, eskiden sayıları 100’den fazla olan camileri bir yana Tuna’nın büyüsü bile yeter Budapeşte’ye kapılmaya…Tam bir sanat eseridir burada bizi bağlayan en büyük kısmıda Osmanlı eserlerinin bulunmasıdır bu anlamda Sedat Çakır bey kardeşime teşekkürü borç bilirim, diyeceksiniz neden şimdi durup dururken işte nedeni arkadaşlarım,

http://sultans-trail.blogspot.hu/


Kanuni Sultan Süleyman tarafından ilk olarak 1526’da fethedilen Budin ve Peşte, bir buçuk asırlık bir Türk hakimiyetinden sonra 1686’da elden çıkmıştı. Türk idaresi sırasında, Karadeniz üzerinden Tuna yoluyla İstanbul’dan nispeten kolay ulaşılan bir beylerbeyilik merkezi olduğundan kolayca Türkleşmişti. Ticaret yollarının birleştiği bir yerde bulunan Budin ve Peşte, bir taraftan zengin bir ticaret şehri görünümü alırken, burada kurulan çeşitli vakıflar bu Orta Avrupa şehrine bir Osmanlı yerleşim merkezi manzarası vermişti. 1662 yılında burayı ziyaret eden Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Budin ve Peşte’nin etraflı bir tasviri bulunmaktadır.

Nitekim tüm bu eserler özellikle Gül babanın Türbesi ayrıca ve başlı başına işlenicek bir konudur, 

BAKINIZ AŞAĞIDA

http://tariktekes.blogspot.hu/2012/06/gul-baba-turkce-versiyonu.html

Genede kısaca bahsetmek gerekir ise detay yukarıdaki linkte bulunmakatadır değerli dostlarım,


Gül Baba (asıl adı Cafer; ö. 01.09 1541) bir Bektaşi Babası, derviş ve şair olmaktadır. Doğum yeri Amasya'nın Merzifon ilçesidir.
Osmanlı Kanuni Sultan Süleyman etkileyen ve avrupa taaruzlara katılan bir önemli Bektaşi Babası olmaktadır. Hayat yolu Evliya Çelebi tarafından yazılı kaynaklara geçirildi. Gül Baba'nın Budapeşte’de türbesi ve heykeli bulunuyor. Başından gülü elinden ise tahta kılıcı eksik olmazmış. Şir okunca ve savaşlarda başının üstünde bir gül taşıdığı için Gül Baba diye anıldığı rivayeti nesilden nesile iletilir.
1481' de II. Bayezid döneminde Galata' nın üstleri, Perşembe Pazarı' nın Voyvoda Konağı' nın yukarılarına düşen bölge, sık ağaçlarla kaplı ve avlanmaya müsait bir bölgedir. Sultan II. Bayezid mevsim kış olmasına rağmen bu bölgede avlanırken, bir av dönüşünde, günlerini, yetiştirdiği gül fidanları arasında ibadetle geçiren Gül Baba' ya rastlar. Gül Baba' nın kendisine sarı ve kırmızı güller sunmasından memnun olan Sultan, kendisinden dileğini sorar. Adını yetiştirdiği güllerden alan Gül Baba, bahçesinin ilerisindeki tepeyi göstererek, "Bu tepeye, mekteb-i irfan tesis ile, orada okuyup yazanları hizmet-i hümayununda istihdam eyle, vakti gelince devletine lazım olur" der. Sonuçta devlete görevli yetiştirmek amacını güden Galata Sarayı kurulmuş olur.[1]
Sayısız savaşa katıldıktan sonra, 1526 yıllında Kanuni’nin daveti üzerine Gül Baba Budin seferine katılıyor 1531 yılında Budine gelmis ve 10 yil burada yasamistir. 1 Eylül 1541 yilinda Vefät etmistir .2 Eylül tarihinde 200 bin kişinin cenaze namazina katildigi bilgileri Evliya Çelebi'den sözlü gelenekden yazılı kaynaklara dökülür.Yalniz Türkler tarafindan degil ayni zaman Macarlar tarafindanda cok sevilen va Halen Macaristanda Gül Baba adiyla yasatilan efsanevi bir kisiliktir Ayni isimle bir macar filmide mevcuttur.Evliya Çelebi, elinde büyük bir tahta kılıçla savaşlara katılan Gül Baba'ya bu lâkabın verilmesine, daima bir gül taşımasının sebep olduğunu da belirtmiştir.
Gülbaba Budapeştenin bir yüksek tepeye gömülür ve tepeye "Gültepe" adı verilir((Macarca. Rózsadomb) . Türbesinin yanına yaptırılan Gülbaba Bektaşi Tekkesi, 1686 yılında yıkıldı. Bir diğer kaynağa göre Gül Baba' nın iki mezarı daha vardır. Bunlardan bir tanesi, Galatasaray Lisesi' nin arka bahçesindedir ve sembol mezardır. Asıl mezar ise Boğazkesen' den Tophane' ye inen yolun sağında bulunan Gülbaba sokağındaki caminin avlusundadır. Mezar I. Abdülhamit zamanında onarılmış ve başına kitabeli bir taş dikilmiştir.[2]
Ordu sefere çıktığında, Osmanlı Yeniçeriler döneminde, askerlerin ruhlarını güçlendirmek için dervişler, saz ozanları de sefere katılıyor, mola zamanlarında dualar okunuyor, destanlar söyleniyordu. Dervişler, saz ozanları gerektiğinde silâhlanıp savaşa da katılıyorlardı. Gül Baba, savaşlara katılan dervişlerden biriydi. Hacı Bektaş VeliYeniçeriler için pir olatak kabul ediliyor ve dolaysıyla Yeniçeriler Bektaşi dervişlerine derin şekilde saygı gösteriyorlardı.
BEKTAŞİ DERVİŞİ GÜL BABA
“Gül Baba”da bu dervişlerden birisiydi. Gül Baba, sadece Türkler değil, aynı zamanda Macarlar tarafından da çok sevilen, elinden tahta kılıcı, başındaki sarığından gül eksik olmayan bir Türk dervişi. Gül Baba’nın ordu üzerinde de etkisinin büyük olmasının sebebi; Yeniçerilerin Hacı Bektaş-ı Veli’yi Pir olarak kabul etmesi ve dolayısıyla Yeniçerilerin Bektaşi dervişlerine büyük saygı göstermesidir. Asıl adı Cafer olan, Amasya Merzifon doğumlu Gül Baba, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Avrupa seferlerine katılan önemli bir Bektaşi babasıdır. Katıldığı seferlerde başından hiç gül eksik olmazmış. Bu yüzden de böyle anılmış Gül Baba.

Budapeşte'de ki Türk İzleri ve Gül Baba Türbesi
Geçmişte Budin ve Peşte olarak iki ayrı şehir olan ve bu iki şehri şiirlere ve marşlara konu olmuş tarihi Tuna Nehri’nin üstündeki sekiz köprünün bağladığı, Tuna’nın göz bebeği Budapeşte… Budapeşte; Avrupa’daki büyük şehirler içerisinden içinizde yabancılık hissi uyandırmayacak nadir şehirlerden birisidir. Neden bilmem ama şu koca Avrupa’da bizim Anadolu deyimiyle “Kanım kaynayan” nadir topluluklardan birisidir Macarlar. Belki de Macarları bu kadar sevmemin sebebi; üçü Türk olmak üzere dört kavmin karışmasından oluşan bir millet olmalarından dolayı oluşan kan bağıdır.


Dosya:Budapest jewish WWII memorial shoes on river bank.jpg

Budapeşte Vörösmarty ter,Bu binanın oldum bittim hayranıyım, KAFE GERBAUD


Vörösmarty tér - Budapest

Café Gerbeaud lamps  - Budapest DSC_2535-1 Gerbeaud cafe 2008/12/28
Gene hava kararınca geçe çekilmiş hali başka bir güzel,


Benim içinde kahve içip bir dilim pasta yemeyi ihmal etmeyiniz,sanki 19. yuzyıl'a bir yolculuk yaptınız ve o atmosferi yaşıyorsunuz kendinizi gerçekten farklı hissedeceğiniz mekanlardan biri burası,Bu arada size en fovari 5 mekanın ismini ve adreslerini vereyim gidin arkadaşlar sokaklarda armut gibi dolaşmayın hele kışın yazın hadi neyse,ama hak vermemek elde değil 2 gün gezi ile neler yapılırki insan yorulur orası burası derken dönüşte başlar bir pişmanlık tüh şurayıda göreydim burayıda diye,


1) Angelika I. Batthyany ter 7 İŞTE BAHSİ GEÇEN MEKAN ARKADAŞLAR,
 
Garson bayan servis halinde gördüğünüz gibi herşey mükemmel,Ben bir şey almayım garsonu alayım derseniz tabi bu fikrede saygı duyarım,Gene japon koreli kardeşler basmış mekanı ağızlarının tadını biliyorlar,
   
2) Muvesz Café VI., Andrassy ut 29
BAHSİ GEÇEN MEKAN ARKADAŞLAR,  
SANIRSINKI SARAYDAYIM ASLINDA HİDİV KASRIDA BÖYLE NEYSEKİ BELEDİYE ALDI FİYATLAR UYGUN HİDİV KASRI BİR ZAMANKAR HAFTASONU KAHVALTI  MEKANIMDI,
3) Lukács ConfectioneryVI., Andrassy ut 70 
sanki tatlı değilde sanat eseri değilmi?Mekanda sanat eseri satılan ürünlerde...
 Lukacs confectionery Budapest
Lukacs confectionery Budapest Lukacs confectionery Budapest
4) Ruszwurm <I, Szentharomsag ter 7
Mekanda yeşil fon kullanılmış,dışıda yeşil zaten gene 100 sene geriye götürüyor insanı,
 
5) Gerbeaud Confectionery V., Vorosmarty ter 7 (Vorosmarty alanında  garanti bulursunuz kaybolmazsınız kaybolursanız beni arayın ben size yolu tarif ederim)




Meydanda bulunan heykel ve Vörös Marty,
File:Voeroesmartyter-budapest.jpg
Belvárosi Ferences templom - Budapest
Frenciektere de bulunan Astoria tarafına giderken sağ tarafta bulunan ve Metro 3 ün bulunduğu alandadır,


Buda tarafında bulunan meşhur Matyas kilisesi gerçektende hayranlık uyandıran bir yapı,
GENELDE bunun önünde dilenciler olur 100 forint verirseniz size 10 kere teşekkür eder ve sevinçten nerdeyse zıplarlar arada düşünüyorum bende gidip tezgah açsammı diye hatta bir kere el açtım ama para veren olmadı açıkçası,


Mátyás templom - Budapest
 
Szent Isvan Bazilika bu yapı oldukça büyüktür arkadaşlar,


Szent István Bazilika - Budapest 

içten görünümü,değişik bir atmosferi var içine girince tarihin içinde yolculuık yapıyorsunuz sanki,



Macar Ulusal müzesi

Magyar Nemzeti Múzeum - Budapest

Kahramanlar meydanında bulunan ve meydana bakınca hemen sol tarafınıda bulunan Güzel sanatlar Müzesi


Szépművészeti Múzeum - Budapest

Budapeşte Kültür ve sanat binası bizim eski  AKM gibi bu arada akıbeti ne oldu oranın duyan bilen varmı?

Művészetek Palotája - Budapest



 

BUDA BİNANIN GECE TUNA NEHRİ TARAFINDAN ÇEKİLMİŞ HALİ GECE BİNA BİR BAŞKA GÜZEL DEĞİLMİ ARKADAŞLAR...

Macar ulusal müzenin gene gece çekilmiş resmi burası Buda kalesine bağlantılı bir binadır arkadaşlar,
Magyar Nemzeti Galéria - Budapest

Bu resimde kraliyet sarayının resmidir,

Budavári Királyi Palota - Budapest

İşte size tarihi Osmanlıya kadar dayanan Şehrin peste tarafında yer alan ulaşımı son derece kolay bölgede olan ve beim en fovari hamamımdır,sürekli giderim buraya sizide beklerim,

Széchenyi Gyógyfürdő - Budapest

Burası Calvin Ter tarafında Nehrin hemen kenarında Corvinus Üniversitesine komşu benim fovari çariı pazar alışverişi yaptığım yerdir bayılırım buranın atmosferine,(Központi Vásárcsarnok)

Central market diyorlar buraya 100 yaşından büyük bir bina bizim mısır çarşısına benzer ama tabiki mısır çarşısı buraya 10 basar orası ayrı sevgili dostlarım,




100 küsür senelik bir kartpostal binanın dıştan görünür hali çekilmiş,


Burası iki katlı bir binadır üst katta hediyelik eşya satan yerler vardır buradan alış veriş yapın dışarda kazıklanmayın arkadaşlarım,

Taze sebze meyve bulabilirsiniz bizdeki manav gibi işte bura benim manavım...


 


Demir ferfojelerin hstasıyım sanat resmen akmış gitmiş burada değerli dostlarım


2 Numaralı meşhur tramvay durağı Fövam terin noktasıdır burası,ayrıca köprüye bağlantılıdır karşı tarafında szent gellert vardır,



Arkadaşlar dükkandaki ürünlerin dizilişine bakarmısınız sanki dükkan sahibi Sanat fakültesi mezunu,



Budapesti Állatkert diyorlar buraya,genelde 2-3 günlüğüne gezmeye gelen turistler rehber eşliğinde gelmedi ise pek bilmez burayı hayvanat bahçesidir burası,içersinde bulunan hayvanlar istanbulda sokakta gezen insan taklidi yapanlardan daha insansıdır arkadaşlar,öyle demişler bende yazıyorum işteKözponti Vásárcsarnok, Budapest

Budapesti Állatkert

Birçok girişi vardır kapıda 2 tane fil karşılar sizi ama kimse üstüne çıkıpta resim çektirmiyor,



Tabi buda filin gerçek hali dostlar,



ARKADAŞ FENA KIZMIŞ YALNIZ...


Köpek balıklarına burada çok yakın olabilirsiniz,


Tropicarium - Budapest  

Küçükken birbirimize kızınca arkadaşlar arasında küfür etmez deve derdik akabinde cevap hoşgeşdin bizim eve olurdu vallahi özlüyorum o günleri







Zincirli Köprü ve St.stephan kilisesi,köprüler ve bazilika için ayrı bir blog yazdım bunuda sizler ile paylaşmak isterim,


http://szent-istvanbazilika.blogspot.hu/
http://budapestekopru.blogspot.hu/

Kentin ilk köprüsü.(1839-1949) İkinci dünya savaşından nasibini almış ama savaş sonrasında onarılıp 100. yıldönümünde yeniden kullanıma açılmış. İki başında da her bir ayağın üzerinde aslan heykelleri var. Peşte yakasında günümüzde Four Seasons Hotel olarak hizmet veren Gresham Sarayı’na, Buda yakasında da tepeden aşağı mağrur bakan Kraliyet Sarayına açılmaktadır.  Gündüz verdiği hantal görüntünün aksine geceleri karanlık basıp da ışıklandırıldığında doyum olmaz bir manzara sunuyor, bizim Boğaz Köprü’müz misali. O sebepten olsa gerek tüm Budapeşte broşürlerinde, turizm sayfalarında bu köprünün gece fotoğrafları kullanılıyor.


BUDAPEŞTEDE  GÜNDOĞUMU



Sabah gün doğmadan az önce Petöfi hid tarafından Parlemento ve Duna manzarası...



AKŞAM  GÜNBATIMI  SONRASI  VE IŞIKLANDIRILMIŞ HALİ İLE BUDA TARAFINDAN PARLEMENTONUN RESMEDİLMİŞ HALİ




Buda havanın iyice kararmış halinde çekilen bir resim arkadaşlar,Işıklandırmalar ve nehre yansıma ayrıca bir hava kazandırmakta,


Budapest éjszaka

Budapeşte coğrafi konumu, tarihî eserleri ve diğer çekicilikleri ile Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biridir. Şehir Tuna’nın batı (sağ) yakasında Buda ve doğu (sol) yakasında Peşte şeklinde iki bölüme ayrılmıştır. Tuna’nın batı kıyısında Buda kalesinin çevresindeki görece engebeli bölgede tarihî semtler uzanır. Şehrin iş hayatının merkezi ve kalabalık semtleri ise Tuna’nın doğusundaki ovaya açılan düzlüktedir.

Sabahın gene erken saatlerinde çekilmiş bir resim Keleti palya udvar'dan...







Evliya Çelebi, 

Aslında kısaca biraz ondan bahsetmekte fayda var kanaatindeyim bizlere bu güzel anlatımla aydınlattığı için teşekkür ederiz,
Onun dediğine göre,
Buda’da 25 cami, 47 mescit, 12 medrese, 16 mektep, 2 hamam, 8 kaplıca, 9 han, 1 saat kulesi ve 1 bedesten bulunduğunu bildirmektedir. Bunların çoğu bugün ayakta değildir.Sokullu Mustafa Paşanın yaptırdığı Mustafa Paşa Camii ve Türbesinin Mîmar Sinan’ın eseri olduğu bilinmektedir.

SOKOLLU MEHMET PAŞANIN PROFİL RESMEDİLMİŞ HALİ


Sultan III. Murad Han
Babası: Sultan II. Selim

Annesi: Nur Banu Sultan
Doğum Tarihi: 1546
Tahta Çıkışı: 22 Aralık 1574
Ölümü: 16 Ocak 1595

Aramak, ummak, istemek, esirgemek, saklamak; ama acele etmemek, hepsi beklemekmiş. Hem de altmış dört deniz mili hızla beklemek. İşte bu hızına yetişilmesi zor beklenti insanlara seyahatin kendisini sunuyor. Seyahat, belli bir başlangıç noktasından varış yerine değin tek bir taşıtla gidilmesini içeren insan devinimidir. TDK sözlük der, ben inanırım. Zaten ben her söylenene kanarım. Şair sözü yalandır der Fuzulî ona bile aldanırım… E Evliya Çelebi durur mu? O diyar diyar gezer, söyler; ona da inanmasam nasıl yaşarım. Evliya Çelebi Seyahatname’yi yazıyor. Araştırmalar bunun nedenini şöyle açıklıyor: Osmanlı İmparatorluğu’nun ve çevresinin tasvirini ve seyahatlerin eksiksiz bir kaydını tutmak. Peki Evliya Çelebi seyahat etmeye nasıl karar verdi?

<p>Evliya Çelebi SeyahatnamesiBabasının anlattığı ilginç ve macera dolu öyküler, yakın çevresindeki çok renkli ve bilgili tanıdıkların bunlara katkısı onun seyahat fikrinin oluşmasına katkıda bulunduğu kabul edilmektedir. Evliya Çelebi ise Seyahatname’de seyahatlere başlama öyküsünü bir rüyâya dayandırmaktadır. Eserin başlarında kendi ağzından anlatılan rüyâ, simgesel motiflerle süslenmiş ve babasına seyahat fikrini kabul ettirmeye yönelik bir kurgu içermektedir. Evliya Çelebi, 19 Ağustos 1630 gecesi, rüyâsında, Yemiş İskelesindeki Ahi Çelebi Câmii’nde kalabalık bir cemâat arasında Hz. Muhammed’i görür. Huzûruna varınca; “Şefâat yâ Resûlallah!” diyecekken, heyacanla; “Seyâhat yâ Resûlallah!” der.



Aşağıdaki fotolar için değerli dostum Tamas'a çok teşekkür ediyorum,


Bu resim Nyugati Palya udvar tren istasyonun çapraz çekilmiş halidir biraz ilersinde oktogon bulunur yol sekize ayrılır oktogon zaten 8 gen anlamına gelir,


 


6 numaralı metro eskiden Moszkva ter e giderdi sonradan adı değişti sanıyorum 2011 senesinde yapıldı bu değişiklik zaten oldum bittim analam verememiştim ben burata ilk olarakk 2008 yılı Eylül 8 inde gelmiştim dedim bunca acı ve sıkıntı çektiren bir ülkenin başkentinin verilecek adımıdır bu güzel meydana,yani olucak iş değildi beni 3 sene sonra anladılar ve yerin adı değişti,


METRO  2 İSTASYONUN GİRİŞİDİR...






 





Biraz Duna yani bizce söylenen adı ile Tunayı gezme hakkında ve Budapeşte konusunda bilgiler vereyim sizlere,
Tuna’da Tekne turu: 1 saatlik , 2 saatlik olanları var. Gündüz ve gece yapılanlar var. Yemekli , yemeksiz  gezineneler var. Biz Mayıs ayında havanın nispeten geç karardığı 20.30 da gece güzelliği ile görmek istedik Tuna boyu Budapeşte’yi... iyi ki de öyle yapmışız. 1 saatlik bir tur, bant kayıtlı rehber eşliğinde bir de içecek dahil 2990 HUF (yemekli 5990 HUF). Marriot Hotel’in önündeki Vigado Meydanı’ndan kalkıyorlar..


Budapeşte, Macaristan'ın başkentidir. Aslında Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin ve Peşte'nin 17 Kasım 1873 yılında birleşmesiyle oluşmuş şehirdir.

Macaristan'ın politik, kültürel, ticari, endüstri ve ihracat merkezidir. Berlin’den sonra Orta Avrupa’nın en büyük ikinci şehri olup, Macaristan nüfusunun beşte biri, 2003 yılı sayımına göre 1.719.343 kişidir.


Macaristan Orta Avrupa'da Türkiye'nin yedide biri kadar büyüklükte bir halk cumhuriyeti. Macaristan Cumhuriyeti ya da kısaca Macaristan, Avusturya, Slovakya, Ukrayna, Romanya, Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya ile komşu olan, denize kıyısı olmayan, Avrupa Birliği üyesi bir ülkedir. Orta Avrupa ile Balkanlar arasında bir ovaya yayılan Macaristan, Türk'lerin son 400 yıllık tarihinde yakın ilişkiler geliştirmiş oldukları bir ülkedir. Berlin'den sonra Orta Avrupa'nın en büyük ikinci şehri olup, Macaristan nüfusunun beşte biri de burada yaşamaktadır.  Orta Macaristan'ın kuzeyinde, Tuna Irmağı üzerindedir. Irmağın batı (sağ) kıyısındaki Buda, doğu (sol) kıyısındaki Peşte ve Buda'nın kuzeyindeki Obuda şehirlerinin 1873'te birleşmesiyle Budapeşte ismini almıştır.


Margit Adası 



Tuna nehrinin orta yerinde kocaman bir ada; 2,5km. Motorlu araç trafiğine kapalı; yaya olarak gezilebiliyor, ya da bisiklet ile. Tamamen orman alanı. <Haftasonları tüm şehir halkı akın ettiğinden kalabalık olurmuş. Biz de haftaiçi gitmeyi tercih ettik doğrusu. Saat 09:00’da girip 12:00’de çıktık. Bir spor tesisi, ilköğretim okulu, olimpik yüzme havuzu, bol sinek üremesine sebep olan ama nilüfer çiçekleri ile bezeli bir Japon bahçesi , 1911’de yapılmış Unesco tarafından korunan yüksek de bir su kulesi var. Bir de ortaçağdan sadece kalıntıları kalmış bir kilise. Adanın bir kısmını The Bringóhintó (Bike Carriage/Bringo Coach) denilen açıkhava araba modelli bir tür bisiklet ile dolaştık. Bazı yerlerde sereserpe rahat rahat güneşlenen insanlar da gördük. Adanın tek kötü yanı korkunç derecede polen uçuşmasıydı. Havanın güneşli ve kuru olması  polenlere aradıkları frsatı vermişti tabii.

 



Büyük Sinagog - Nagy Zsinagoga - Budapeşte






 muzeum.jpg
 







Obuda (Eski Buda) Margit adası’nın kuzey ucu hizasında, Buda yakasında Arpad Köprüsü ve tran istasyonu yakınlarında çağdaş heykeltraş Imre Varga’nın yarattığı sokakarası güzelliği...Şemsiyeli Kadınlar....görmek şart mı hiç değil. Hele gitmesi de bayağı meşakkatli oldu. Eğer aynı bölgede, Fö Tér’de, tarihi belgeler ve Eski Buda’nın endüstriyel gelişimini aktaran Obuda Müzesi’ni görecekseniz, neden bu yanıbaşındaki güzelliği de görmeyesiniz?



Opera Binasının iç kısmı - Budapeşte




OPERA BİNASI DIŞTAN GÖRÜNÜM

 

Kültür ve sanatın, özellikle klasik müziğin önemli duraklarından olan Budapeşte’de; klasik müziğin kalbi olan Viyana’dakini andıran büyük bir Opera Binası da bulunuyor. Yapımı dokuz yılda tamamlanan bu gösterişli yapı, Avrupa’nın en güzel opera binalarından biri olarak tanınıyor. Binanın inşasının dokuz yıla sığdırılması başlı başlına bir mucize olarak görülüyor. Bin iki yüz kişilik bir müziksever kitlesini ağırlayabilecek genişlikteki binanın iç bölmeleri ünlü Macar ressamlarının eserleriyle bezeli. 1853’ten beri Opera’da performans sergileyen Macar Flarmoni Orkestrası da halen pazartesi akşamları Budapeşte’ye yolu düşen klasik müzik düşkünlerini ağırlıyor.



Kale Tepesi - Budapeşte


İlk olarak 1255 yılında kale olarak inşa edildiği ve 1458’de Kral I. Mátyás tarafından yenilendiği bilinmektedir. 1686’da Buda şehrinin işgali esnasında büyük hasar görmüş ve restore edilmiştir. 1849’daki Bağımsızlık Savaşı’nın ardından kurulan Macar hükümetinin yönetimi buradan gerçekleştirilmiş; 1944 – 45 yıllarındaki II. Dünya Savaşı kuşatmasında ise bina tekrar zarar görmüştür. Tüm bu yıkma – yapma işlemlerinin ardından yapı son hâlini almıştır ve günümüzde Budapeşte şehrinin en görkemli yapıtaşlarından biri hâline gelmiştir.

 

Kompleksin kullanımında önemli bir fark göze çarpar: burası artık ne bir kale, ne bir karargâh, ne de bir saraydır; Kraliyet Sarayı, şimdilerde Macar Ulusal Galerisi’nin, Budapeşte Tarihi Müzesi’nin, Széchényi Ulusal Kütüphanesi’nin ve Çağdaş Sanatlar Koleksiyonu (Ludwig Koleksiyonu)’nun yuvasıdır.



Buda Kalesi - Budapeşte


Kraliyet Sarayı’nın içerisinde, 1975 yılında kurulan Macar Ulusal Galerisi, Macaristan resim ve heykel sanatına dair 100 binin üzerinde parça içermektedir. Macar sanatının 7 yüzyıllık tarihini; saray içerisinde birçok odaya yayılan galeri odalarında görebilirsiniz. Buradaki altı kalıcı sergide, Orta Çağ’dan günümüze kadar ulaşmış sanat eserleri bulunmaktadır. Bununla birlikte 19. yüzyılda Avrupa’da ağırlığını hissettiren Sezession akımının güzel örnekleri de galeri duvarlarındaki resimlerde görülebilir.



Kraliyet Sarayı’nın E kanadındaki Budapeşte Tarihi Müzesi, Kale ile Budapeşte’nin tarihinden çarpıcı eserlere ve dokümanlara ev sahipliği yapar. Müzenin kalıcı sergileri şunlardır: Modern Çağ’da Budapeşte, Kraliyet Sarayı’ndan Gotik Heykeller, Tarih Öncesi Çağ’dan Günümüze Budapeşte Tarihi, Orta Çağ’da Kraliyet Sarayı.



Balıkçılar Burcu - Budapeşte (Kale olarak biliyordum lakin değerli Macar büyüğümüz Türk Dostu Imre Adorjan amcamız  Balıkçılar Burcu olarak değişmesi gerektiğini belirtmiştir)


Görsellik amaçlı olarak Matyas Kilisesinin önünde boy gösteren bu anıt 1895’te balıkçılar loncası için yapılmış. Kilise ile aralarında Hristiyanlığı Macristan’ın dini olrak benimseyen Aziz Istvan’ın at üzerinde heykeli bulunmakta. Kilisenin biraz daha batısında 18 yydaki veba salgınından kurtulmanın anısına bir heykel dikilmiş. Kumdan kaleleri andıran masalsı görüntüsü görülmeli.


Vörösmarty Ter  Budapeşte'den bağzı resimler,

Eskiden ekonominin merkezi Buda iken 19. yüzyıldan sonra ticaret etkinlikleri Peşte’ye kaymıştır. Büyük bankalar, ülkedeki yabancı şirketlerin çoğu ve en güzel mağazalar Peşte’nin Belvaros semtindedir.


Budapeşte temel sanayi (termik santral, çelik ve boru fabrikaları, petrokimya, yapı sanayileri) ve tüketim sanayisi (un fabrikaları, hazır giyim, kereste, kâğıt, matbaacılık, ilaç, kozmetik sanayileri) merkezidir. Ayrıca Comecon çerçevesi içinde, makinalar ve elektrikli makinalar (takım tezgahları, kamyonlar, demiryolu gereçleri, telefon santralleri, elektronik cihazlar) yapımı da önemli seviyelere ulaşmıştır.


Buda ile Peşte’nin birleşiminden oluşan bu tarih ve sanat kentinin keşfedilmeyi bekleyen birçok köşesi bulunmaktadır. Buda yakası, Peşte yakası, Margit Adası ve Tuna Nehri’nin kıyıları; amacı gezmek, görmek, öğrenmek ve dinlenmek olanlara farklı destinasyonlar sunmaktadır. Tarihi kiliseler, sinagoglar, caddeler; sanata kucak açan müzeler, dinlendirici bir tatilin garantisi olan kaplıcalar ve hamamlar ile Tuna Nehri’nin büyüleyici manzarası; Budapeşte’yi Avrupa’nın en çekici şehirlerinden biri yapıyor.



Antik kalıntılar - Budapeşte



Kahramanlar Meydanı - Budapeşte


Kahramanlar Meydanı- Binyıl AnıtıMacaristan’ın bininci yılı anısına 1896 yılında dikilmeye başlanmış ancak tamamlanması zaman almıştır. Macarların Kral İstvan zamanında Hristiyanlığa geçişi tasvir edilir.



Güzel Sanatlar Müzesi (www.szepmuveszeti.hu) (1200 Ft)

Ön cephesi Kahramanlar Meydanı’na bakar.  Hemen karşısında ise çeşitli sergilere ev sahipliği yapan Mücsarnok Sanat Sarayı bulunmaktadır. Güzel Sanatlar Müzesi, Antik Yunan, Mısır, Roma sanatı örneklerinden tutun, Alman, Hollanda, Flaman, İtalyan, İspanyol, Fransız, İngiliz ressamların türlü dönemlere ait eserlerinden oluşan çok büyük bir koleksiyona sahip. 19-20. yüzyıl sanatından da eserlerin sergilendiği müze, hakkını vermek isteyenler için belki iki günde gezilmeli.




Macar Ulusal Galerisi: www.mng.hu Kraliyet Sarayı içinde, tarihi değere sahip Macar sanatı örnekleri sergilenmekte. Ortaçağdan kalan dini motifler, ahşap ikonlar, altar panoları, Rönesans, Barok, 19. yy, 20. yy gibi farklı dönemlere ait farklı temalardan yağlıboya tablolar müzenin değerleri.



Kraliyet Sarayı’nın içerisinde, 1975 yılında kurulan Macar Ulusal Galerisi, Macaristan resim ve heykel sanatına dair 100 binin üzerinde parça içermektedir. Macar sanatının 7 yüzyıllık tarihini; saray içerisinde birçok odaya yayılan galeri odalarında görebilirsiniz. Buradaki altı kalıcı sergide, Orta Çağ’dan günümüze kadar ulaşmış sanat eserleri bulunmaktadır. Bununla birlikte 19. yüzyılda Avrupa’da ağırlığını hissettiren Sezession akımının güzel örnekleri de galeri duvarlarındaki resimlerde görülebilir.


Galerinin birinci katındaki odalarda ünlü Macar ressamı Mihály Munkácsy’nin yapıtları sergilenmektedir. Bunlardan Yayık Yayan Kadın ve Çalı Süpürgeli Kadın isimli eserler; galeride görmeniz gereken değerli resimlerden sadece ikisidir.


Ziyaret saatleri: Salı – Pazar: 10.00 – 18.00


Not: Farklı dil seçeneklerinin sunulduğu rehberli geziler düzenlenmektedir.




MACAR ULUSAL MÜZESİ ,

Hungarian National Gallery

Şehrin en etkileyici müzesi, işlek Váci Caddesi’nin bir iki sokak kadar kuzey paralelinde, Múzeum Caddesi üzerinde yer almaktadır. 1802’de Kont Ferenc Széchényi’nin ülkeye milli bir müze kurulması kaydıyla bağışladığı koleksiyon, bu müzenin temellerinin atılmasını sağlamış; bu sebeple 1802 yılı Macar Ulusal Müzesi’nin kuruluş yılı olarak kabul edilmiştir. 1807’de ise parlamentonun aldığı bir kararla, halkın bu müzeye eser bağışında bulunması istenmiştir. 1846 yılında müze, Mihály Pollack’ın dizayn ettiği şimdiki neo-klasik binaya taşınmıştır. Yapının görsel güzelliği; heykeller, resimler ve mozaiklerle zenginleştirilmiştir. Son 150 yılda birçok heykelin dikildiği müze bahçesi ise hâlen Müze Festivali’nin merkezidir.


3 katlı müzenin kalıcı sergilerinden bazıları şunlardır: Modern ve Çağdaş Tarih, Macaristan Topraklarında Yaşayanların M.Ö. 400.000'den M.S. 804'e Tarihi, Taç Giyme Töreni Kıyafetleri, Roma Taş İşlemeciliği. Müzenin en çok ilgi gören parçalarından biri ise Mozart’ın Klavseni’dir. Klavsen (klavyeli ve telli bir çalgı), baba Mozart tarafından oğlu Wolfgang Amadeus Mozart’a dâhi müzisyenin boş zamanlarında kullanması için hediye edilen enstrümandır.


Ziyaret saatleri: Salı – Pazar: 10.00 – 18.00


Not: Rehberli turlar hakkında en az bir hafta öncesinden bilgi alınmalıdır. (36-1) 327 7773 numaralı hatta başvurulabilir.





Gülbaba Türbesi 1541’de Budin fethi sırasında şehit düşen Bektaşi dervişi Gül Baba’nın türbesini sanıyordum ki sadece Türkler ziyaret ediyor. Ama yanılmışım. Gerçi biz sabahın erken saatlerinde gittiğimizden pek bir ziyaretçisi yoktu ama sonradan öğrendiğim kadarı ile yabancı meraklıları da varmış. Asıl adı Cafer’miş; Gülbaba lakabını kavuğuna taktığı gülden almış. Bir de Gülbaba’nın Galatasaray Lisesi’nin kuruluşuna sebebiyet verdiği ile ilgili efsane vardır:http://www.gsl.gsu.edu.tr/html_tr/000/000.html



Mathias Kilisesi  Kale bölgesi içinde kalan Eski Buda ‘da yer alır. Avrupa’nın önemli kiliselerinde olduğu gibi farklı kısımları farklı dönemlere aittir. Kulesinin ortaçağ’dan kalma olduğu söyleniyor. Bizim için ilginç olan yanı ise Osmanlılar’ın 1541’de bu kiliseyi camiye çevirmiş olmaları.


İkinci Dünya Savaşında Budapeşte büyük bir hasar görmüştü. Fabrikaların ve meskenlerin neredeyse tamamı ya yıkıldı veya hasar gördü. Bütün köprüler yıkıldığı için ulaşım da durmuştu. 1945’te Sovyet orduları Budapeşte’ye girdiğinde nüfus dörtte biri kadar azalmıştı. Şehrin inşası yıllar sürdü. 1950’de çevredeki köy ve ilçelerin katılmasıyla genişletildi. Sanayileşme tekrar başladı ancak çevre il ve ilçelere yayılması için de tedbirler alındı. Şehrin Tuna üzerinde her zaman önemli bir kavşak noktası olması, sanayileşme öncesinde yapılan merkezî demiryolları ve Macaristan’a dağılan yolların merkezinde bulunması Budapeşte’nin gelişmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. 1970’lerde şehiriçi trafiğinin rahatlatılmasında önemli rol oynayan metro sistemi kuruldu. Temizliği, hızlı ve ucuz olmasıyla Budapeşte metrosu şehrin özelliklerindendir. Macaristan’ın en iyi okulları, Macar Bilimler Akademisi ve araştırma enstitüleri Budapeşte’dedir.

 
Elizabet Köprüsü 1897-1903 ; Tamamlandığında dünyanın en uzun asma köprüsüymüş. Adını İmparator Franz Joseph’in eşi Macaristan’ın kraliçe Elizabet’inden almış.  2. Dünya Savaş’ndan nasibini almış ve yeniden 1964 yılında inşa edilmiş.


AŞAĞIDAKİ 1.RESİM KÖPRÜYE İSMİ VERİLEN GÜZELL BAYANIN RESMİ 2.Sİ İSE KÖPRÜNÜN 1926 Yılındaki resimidir,3.Resim ise köprünün şuanki kullanılan halidir değerli arkadaşlar,


Empress Elizabeth (1837-1898)

















Pál Sávoly designed a new suspension bridge with modern lines


Gellért Tepesi Adı üstünde, Budapeşte’nin yüksek noktalarından. Hem de gözalıcı yeşillikler içinde.  Elizabet Köprüsünün karşısına düşer. Tepe adını bir rivayete göre Hıristiyanlığı kabul etmek istemeyen paganların Piskopos Gellért’i bir varil içerisinde tepeden yuvarlayıp öldürmesinden ötürü almış. Tepenin eteklerinde Gellért’in bir anıtı bulunmakta. Anıtın kaidesinden aşağı kat kat yapılmış şelale de huzur dolu bir etki yaratıyor.



Gellert ötelinin içi hamam kısmı...



Gellert hotelinin dışardan görünüşü,



Gellert otelinin havadan çekilmiş resmi



 


Fürdö yani hamam cenneti Budapeşteden 

Lukács Gyógyfürdő  arkadaşlar fazla büyük değil ama iş görür kanatindeyim,


Lukács Gyógyfürdő - Budapest

2.Dünya savaiından sonra yapılmış özgürlük anıtı,


   
Bu tepede görmek isteyenler için bir kaya kilisesi, görsellikte Antalya’nın 5 yıldızlı tesislerini aratmayan Gellért Oteli ve Kaplıcası, Sokullu Mustafa Paşa tarafından genişletilmiş Rudas Hamamı, yine Osmanlı döneminden kalma Rac Hamamı da var.
Ayrıca bu tepenin en zirve noktasında , Budapeşte’nin 1945’te Rus ordusu tarafından kurtarılışının anısına dikilmiş, Ama bu Ruslar maalesef değerli dostlarımız ve kardeşlerimizin yakasını bırakmamış değerli dostlar taki 1989 yılına kadar neyse yer hakkında bilgiye devam edelim,

Tuna boyunca hemen her yerden görülen, şehri ayaklar altında bırakan ihtişamı ile devasa Özgürlük Anıtı bulunmakta.
Etnoğrafya Müzesi  (Néprajzi Muzeum) www.neprajz.hu  (800 Ft)






Bina içi işlemeler ve dekarsonyon tam bir şahaser ileride bunları hangi mimar yapmış hangi akımdan esinlenilmiş nasıl yapmış yazıya dökeceğim değerli dostlar,